Negatif veya Pozitif düşüncelerin ortasında “nötr kalmak” sadece bir tampon yaratmaktan ibarettir.

Bizler, doğrudan doğruya müspetleşen, olumlu hale gelen bir aurayı isteğimize bağlı olarak her zaman yaratamıyoruz çünkü sonuçta, dar şuur içerisinde bulunan konsantrasyonumuzun maddeye yönelik yoğunluğu oranında maddenin üzerimizdeki etkilerine kapılmış varlıklarız. Bunu hatırımızdan hiç çıkartmayalım; kısacası tam hürriyetimiz yok. Maddeden maddeye olan geçici de olsa aşırı konsantrasyonumuzdan dolayı, bizim için tam bir seçme hürriyeti söz konusu değil.
Elbette, “Istıraplarda negatif düşüncelerin, mutlulukta da pozitif düşüncelerin etkisi vardır,” diyebiliriz ama bunlar da aynen yaşantılarımız gibi birer süreçtirler. Belki de, hayatın içerisinde ıstıraplı hareketlere maruz kalmayı biraz kestirme bir yol olarak seçmiş olabilirsiniz. Bu ıstıraplı hareketlerin sonucunda çeşitli negatif odaklanmalar, negatif geri beslemeler yüzünden yara izlerinin oluşması da mümkündür. Böylece karamsar bir duruma düşebilirsiniz. Negatifliği biraz daha duygusal bir şekilde yorumlarsak, insanda karamsar, şüpheci birtakım nevrotik durumlar, sinir bozuklukları meydana gelebilir. Vesvese içerisine düşebilir, başkaları hakkında her zaman iyi düşüncelere sahip olmayabilirsiniz. Bu durum, o andaki zaman ve mekan içerisinde, sizin içinde bulunduğunuz ıstırap akışının size getirmiş olduğu bir sonuç olabilir. Ancak aslında karakteriniz temel olarak böyle olmayabilir, daha pozitif düşünceleri saygıyla karşılayan, hep pozitif hareket etmeye özen gösteren bir kimse de olabilirsiniz. Zaman içerisindeki bazı zorlanmalar, bazı zorluklar sizi negatif düşüncelere sevk etmiştir. Bu nedenle hemen kendinizi suçlamanız ve hemen “Yanlış işler yapıyorum,” demeniz doğru olmaz çünkü insanların sürekli bir şekilde kendilerini hatırlamaları çok zordur. Devamlı olarak, “Şimdi buradayım, zaman ve mekanın icaplarına aynen uymuş vaziyetteyim” diyemeyiz; bunu yapmamız hep çok zor oluyor. Fakat bu zorluk, bu ilkeleri incelemeyeceğimiz manasına gelmez. Biz bu ilkeleri inceleyeceğiz, işin esasını bileceğiz ama bunda ne kadar muvaffak olacağımız ayrı bir iştir.
Aynı şey pozitif düşünceler için de geçerlidir. Yani mutluluk dalgaları içerisinde bulunurken; olayların, eprövlerin mutluluk tarzında algılandığı devreler içerisinde, pozitif diğerkam düşüncelerin veya yasaya, ilkelere uygun davranışların, yüksek uyum sağlama kabiliyetlerinin olması, ortaya çıkması gayet normaldir.
Demek ki, negatif veya pozitif düşüncelerin ortasında “nötr kalmak” sadece bir tampon yaratmaktan ibarettir. Yani geçici bir şekilde kendinizi savunuyorsunuz demektir. Tampon yaratmak, bir çeşit savunma mekanizmasıdır. Mutluluktan ve ıstıraptan gelen bilgileri en iyi şekilde değerlendiren benliklerimizin arasına bir tampon, bir rezistans koymak çok doğru bir şey değildir. Sonuçta bu benlikler sonunda tek bir benliğe, büyük benliğe, öz benliğe intikal edeceklerdir. Bu nedenle aralarındaki her tamponu kaldırmak lazımdır. Kısacası amaç, çok farklı benlikler veya maskeler taşımamak meselesidir.
Nötralize etmek doğru değildir; nötralize etmemeye çalışınız. Negatif düşüncelerinizi ele alın; “Yok canım böyle bir şey olmaz. Ben onun hakkında böyle kötü düşünemem, o çok iyi insandır. Bu da nereden aklıma geldi?” demenize lüzum yok. O negatif düşünceyi alın ve hemen onun manasını yazın. Ne düşündünüz? Şunu düşündünüz. Örneğin, “filanca kişi yalancıdır.” Bunu yazın ve irdelemeye çalışın: “Gerçekten yalancı mı? Ben ona niçin yalancı dedim? Bu ifadeyi niye kullandım?” Aranızda özel bir şey olmuş, belki verdiği bir sözü yerine getirememiş veya randevusuna geç kalmıştır. O gün sizin o haris, her şeye sahip olmak, her şeyde galip gelmek isteyen benliğiniz, o anda rencide olmuştur. Kısacası istediğini alamamış, galip gelememiştir. O benliğin kendini telafi etmesi, kendini savunabilmesi için o kişiye bir şey yapması lazımdır, böylece “Filanca sözünde durmayan namert, yalancı bir adamdır” deyip telafiler kazanması gerekir.
İşte, bu yolla bir negatif düşüncenin nasıl oluştuğunun farkına varmak lazım. “Farkına varmak” meselesi budur; vicdan muhasebesinin bir güzel organize edilmiş bir türüdür. Demek ki, nötralize edip onu yumuşatarak ortadan kaldırmak değil, farkına varmak esastır.
Nötralizasyon iyi bir şey değildir çünkü hep böyle iki şeyin arasını bulmak ama hiçbir şekilde bir şeyi tedavi etmemek şeklinde sürer gider. Daha yürekli hareket edip meseleyi nötrleştirmeden, ister ıstırap ister mutluluk olsun, ister pozitif değer ister negatif değer olsun, olaylarla apaçık biçimde yüz yüze gelmenin yollarına bakmak lazım. Bunu yapamıyorsak, benlikler arasındaki bu çatışma şuuraltımızda başka türlü devam etmeye başlarsa birtakım psikolojik sorunlarımız oluşmaya başlar. En doğrusu, bu çatışmayı dile getirmek ve şuur ışığı altında canlı bir tarzda yürütmektir.
Ergün Arıkdal

Yorum Ekle